
Devlet, Devlet Aklı, Derin Devlet
Ve Devletin Bekası
Değerli okurlar, Öncelikle Temmuz ayının 15’inde yüce devletimizin bekasına kast eden hain darbe girişiminin 10.yılını idrak edeceğimiz “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’müzü tebrik ederim. “Devlet-i Ebed Müddet ideali” hamuru ile yoğrulan Devletimize top yekûn sahip çıkarak “Fetö Terör Örgütü” nü canı ve kanı pahasına püskürten 251 şehidimizi rahmet ve minnetle anarken 2740 yaralımıza da sağlık ve afiyetler dileriz. Aziz milletimizin başı sağ olsun ve Cenab-ı Allah(cc) bizleri bir daha böyle bir elim felaketle karşılaştırmasın.
Milli Düşünce yayınımızın bu sayısında Devlet kavramı üzerinde durmayı uygun bulduk. Bu sayımızı oluşturan çok değerli yazar kadromuza yeni isimler ilave oldu. Mevcut yazarlarımıza ek olarak; Prof. Dr. Münir Dedeoğlu Prof. Dr. Kadir Canatan, tecrübeli eğitimci Zekai Şekerci, Öğretmen Kâmil Ergenç, Dr. Onur Akbaş, Araştırmacı Yazar Bülent Şahin Erdeğer ve İş insanı Ulaş Kaya can Beyler aramıza katıldılar. Birbirinden değerli yeni yazarlarımıza Milli Düşünce yazı ailesine katılımları ile destek vererek çok kıymetli görüş ve düşüncelerini siz değerli okurlarımızla paylaşma fırsatı verdikleri için kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyor ve hoş geldiniz diyoruz.
Neden Devlet?
Devlet; belirli bir ülke üzerinde yaşayan insan topluluğunun, egemenlik yetkisine sahip siyasi ve hukuki teşkilatlanmasıdır. Bir devletin temelini teşkil eden unsurlar ülke(vatan), millet, bayrak, egemenlik ile birlikte kamu otoritesini sağlayan hukuk ve ahlak düzenidir. Türk milleti olarak yeryüzü sahnesinde yer aldığımız süreç içerisinde 16 büyük devlet ve imparatorluk yanında 120-180 arasında bir sayıda devlet ve beylikler kurduğu kabul edilmektedir. Cihangir yapısıyla Türkler, tarih boyunca diğer milletlere nazaran eşine az rastlanan büyük bir devlet tecrübesine sahiptir. “Türk devletsiz olmaz!” ilkesi aziz milletimizin teşkilatçılığının eşsiz bir tezahürüdür. Türklerdeki devlet anlayışı; insan odaklıdır, insanın onurunu, hak ve hukukunu korumak, onu insana yaraşır biçimde huzurlu güvenli ve mutlu yaşatmaktır. Bu yüzden “insanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesi Türk milleti için vazgeçilmezdir.
Devlet Aklı:
Devlet aklı, öncelikle milletin ve devletin kısa orta ve uzun vadeli her türlü çıkarlarını, menfaatlerini, güvenliğini, huzurunu, refahını ve devamlılığını(beka) esas alan stratejik yönetim anlayışını ifade eder. Büyük Türk alimi Farabi’nin muhteşem eseri Medinetü’l Fazıla adlı eserinde,” devlet; adalet bilgi ve erdem üzerine kurulu, insanların hem dünya ve hem de ahiret mutluluğunu hedefleyen ideal siyasal bir düzendir”. Öncelikle devletin başında hem ahlaklı hem cesur ve hem de bilgece donanımlı bir lider bulun malıdır. Devlet aklı vatandaşların sadece maddi ihtiyaçlarını değil manevi ve ahlaki gelişimlerini de gözeterek gerekli denetim mekanizmalarını süratle ve devamlı olarak etkili ve canlı tutmak zorundadır. Milletimiz, “Allah devlete zeval vermesin!” öz deyişi ve mübarek bir duası ile devlete ve devlet aklına “Devlet-i Ebed Müddet” anlayışı ve inancıyla büyük bir kutsiyet ve değer izafe etmektedir. Devlet cahil, fasık, bozulmuş ve sapkın anlayış ve yönelişlere karşı uyanık olmalı testi kırılmadan tedbir almalı ve daima müdebbir davranarak kara günler için hazırlıklı olmalıdır. Yine,”İstiyorsan sulhu salah hazır ol cenge”! ifadesinde millet ve devlet aklı çağları aşan bilgece yol gösteren değerli uyarıları da ihtiva eder. Tarihimizde Devlet-i Âliye olarak da tanımlanan aziz milletimizin şanlı tarihimize ve insanlığa hediye ettiği en büyük devletimiz Osmanlı İmparatorluğu bu anlayışla kerim devlet, merhametli ve aziz devlet olarak da tanımlanır. Bugün çevremizde ve dünyada mevcudu kalmayan huzur ve barış ortamı maalesef Osmanlı’nın yıkılışı ile hız kazanmış en büyük sömürü düzeni kavgalar ve savaşlar da bu coğrafyada devam etmektedir. Osmanlı bakiyesi son kalemiz Türkiye’miz de 10 yıl önce emperyalizmin dış odakları ve yerli işbirlikçileri ile insanlık değerlerini korumak, hakkı hâkim kılmak ve dünyada huzurun barışın son umudu olan aziz mille timize ve devletimize karşı “hain bir darbe teşebbüsü” yapılmıştır. Böylesi vahim bir saldırıya karşı millet ve devlet olarak genetiğimizde var olan kabiliyet ve damarlarımızda akan mukaddes kanlarımızla karşı koymayı şanlı tarihimizde olduğu gibi yine başardık. Böyle bir asil duruşu gösteren irade Türk milletine nasip oldu ve zaferi de Canab-ı Allah(cc) lütuf eyledi. Bu zafer,bütün insanlığa ve gelecek nesillerimize aziz milletimizin bıraktığı çok önemli bir mirastır. Milletlerin tarihinde böylesi eşsiz olaylar asılarla ifade edilebilecek zaman dilimleri içinde vuku bulabilir. Sağlam devletlerin göstereceği derin ve basiretli akılla milletinin iradesi birleştiğinde olumlu sonuçlara varılabilmektedir. Aksi durumda tarihin acı sayfalarında yer almak esaret zillet ve yok oluşla sonuçlanmaktadır. Bugün her zamankinden daha çok devlet millet ve irade kavramlarını yeniden idrak etmek duru mundayız. Devlet politikalarının eğitim birimleri başta olmak üzere devlete ait her kurum ve kademesinde bu anlayışın hâkim kılınması son derece zaruri ve kaçınılmaz bir hakikattir. Milli Düşünce yayınımız bu sayı ile son derece önemli bir konuyu işleyerek aziz milletimize sunmanın gururunu hep birlikte yaşamaktayız. Yazı kadromuza yeni katılan yukarıda isimlerini zikrettiğim değerli fikir düşünce ve akademi dünyamızın seçkin şahsiyetleri “devlet, devlet aklı ve derin devlet” kavramları hakkında çok değerli görüşlerini bizlerle paylaşıyorlar. Bu çalışmamız diğer sayılardan bu nedenle daha hacimli olarak hazırlanmış oldu ve önümüzdeki tarihlerde bu sayı ve benzer eski sayılarımız kitap halinde basılarak İSDAV İstanbul Stratejik Düşünce Eğitim Sağlık ve Araştırmalar vakfımız bünyesinde İDE İstanbul Düşünce Enstitümüzün “Milli Düşünce Yayınları” olarak sizlere sunula cağının müjdesini vermenin sevincini paylaşmak isteriz. Aziz milletimizin Türk ve İslam dünyasının büyük Türkistan ideali yolunda Türklerin yüz yılına doğru yol alırken, ideal devlet ve kurumları etrafında birliğimizin dirliğimizin “işte fikirde ve dilde birlik” anlayışı ile gelişerek hayat bulması için hep birlikte durmadan yorulmadan çalış mak umut ve temennisi ile gelecek sayılarda buluşmak üzere, Selam ve saygılarımla,
Mustafa Şatıroğlu
Milli Düşünce
Genel Yayın Yönetmeni