LADING

Milli Düşünce Gazetesi Sayı-13

Türkiye Yüzyılına Girerken Eğitimdeki Hedeflerimiz

Saygı değer okuyucular!..
Milli Düşünce gazetemiz yeni yayın döneminin 2. sayısı ile huzurlarınızda bulunmanın sevincini sizlerle paylaşmanın haklı gururu içindeyiz. İlk sayımızda “Asrın felaketi gölgesinde Türkiye yüzyılı ”başlığı ile 6.Şubat’2023’de vuku bulan Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi kapsayan 50 binden fazla ölü ve 100 bini aşan yaralımızla yaşadığımız deprem felaketinin muhtelif boyutlarını tartıştık… Asrın felaketi olarak nitelenen bu büyük felaketi, dünya çapında Türkiye’mize duyulan sempati ve ilginin bir göstergesi olarak ülkemize yapılan yardım ve desteklerle birlikte çok önemli bir yardımlaşma ve dayanışma ruhu ile yaralarımızı sarmaya devam etmekteyiz. Bu acı ve fevkalade gelişen elim olayların atmosferi içinde “yüz yılın seçimi “olarak tarif ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi ile geçtiğimiz mayıs ayı içinde çok önemli bir seçim dönemini de geride bıraktık. Bütün dünyanın gıpta ile izlediği bir olgunluk ve yüksek katılımla başarılı bir seçim yarışı ile aziz milletimizin şanına uygun bir yönetim modeli olarak seçtiği Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin 2.ci seçim dönemini de idrak etmiş olmanın gururunu ve sevincini de yaşamaktayız…

Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi içinde %85 gibi büyük bir katılım nispeti ile halkımızın bu sistemi benimseyerek ikmal ettiğimiz “yüzyılın seçimi” ile; Türkiye Yüzyıl’ına çok önemli bir adımı atmış bulunmaktayız. Bu önemli adımın başarılmasında AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Yeniden Refah Partisi, HÜDA-PAR ve Büyük Birlik Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı’nı benimseyen halkımızın Sayın Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan’a %52,8 oy vererek 13. Cumhurbaşkanı olarak seçmesi çok önemli bir desteğin başarılı bir sonucudur… Türkiye yüzyılına girerken en önemli atılım momentini sağlayan yüzyılın seçimi ile 13. Cumhurbaşkanı olan Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan yeni Türkiye sisteminin getirdiği hızlı karar alma ve hükümet etme yeteneği ile hükümetimizin değerli üyelerini derhal atayarak görevlerine başlamışlardır. 67. Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin bu 2. hükümetini bekleyen en önemli görevlerin başında acilen çözülmesi gereken başta ekonomik sorunlar, askeri ve güvenlik konularının yanı sıra bizce daha da önemli olanı eğitim, kültür, kadın ve aile meselelerimizle ilgili temel meselelerimizdir. Bu sayımızda öncelikle eğitim konusunu ele almayı ve ileride ise kadın ve aile ile kültür meselemiz üzerinde durmayı planlamış bulunuyoruz.

Önceliğimiz, elbette eğitimle ilgili olan asırlık bir geçmişe dayalı eğitim politikalarındaki arayışlar, tercihler ve uygulamalardır. Milli Düşünce mefkûremiz ışığında milli, İslami ve yerli bir düşünce süzgecinden geçerek oluşması gereken eğitimle ilgili her türlü tercihin başımızın üzerinde yeri vardır. İstanbul Düşünce Enstitüsü (İDE) olarak en önemli temel meselemiz olan eğitim konusunda çok değerli akademisyen, araştırmacı yazar ve düşünürlerimiz bu sayımız için belirlediğimiz sorulara kendi bakış açıları içinde cevaplar vererek eğitim politikalarımıza destek olmak üzere teklif ve görüşlerini sunmaktadırlar.

Sadece öneriler sunmayı yeterli görmeden bunların uygulanış seyrini takip etmek ve sonuç alıcı uygulamaların ortaya çıkaracağı neticelerin gözlemlenmesinin de çok önemli ve gerekli olduğuna inanıyoruz.

Yeni Millî Eğitim Bakanlığımız ve ilgili birimleri ile istişare ederek bu tespit ettiğimiz görüş ve düşünceleri bir heyet haline kendilerine sunmayı üzerimize düşen çok önemli bir görev olarak düşünmekteyiz. Umuyoruz ki bu düşüncemize ülkemizde bulunan muhtelif düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve toplumun muhtelif kesimleri de aynı düşünce ve sorumluluk anlayışı ile öneriler hazırlayıp sunmaları çok yerinde ve önemli bir görevin ifa edilmesi olacaktır. Sadece öneriler sunmayı yeterli görmeden bunların uygulanış seyrini takip etmek ve sonuç alıcı uygulamaların ortaya çıkaracağı neticelerin gözlemlenmesinin de çok önemli ve gerekli olduğuna inanıyoruz. Dünya milletler ailesi içinde Türk Milletinin yeri, konumu, sahip olduğu değerler ve başta Türk İslam dünyası olmak üzere tüm İnsanlık değerlerine karşı sorumluluğunu idrak eden, bugünün ve yarının mimarı gençlerimizin en mükemmel ve mücehhez bir donanımla yetişmesi için ne durumdayız, gerekli ihtiyaçlar nelerdir, hatalarımız eksiklerimiz hangi sebeplerden dolayı oluşmaktadır, gibi sorular acilen cevap bekleyenler arasındadır…

İnsanımız kendine güvenen fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür milli, İslami ve yerli bir kaliteye nasıl ulaşacaktır? 2000 yıla varan muhteşem bir tarih ve kültürel birikimden ne ölçüde faydalanmaktayız? Milli kültür politikalarımız neden hala netleşmiyor ve yerli yerine oturamıyor? Neden hala Batıya özenen kendi öz değerlerine yabancı, tarihine kültürüne gerekli özeni gösteremeyen ve bundan onur ve gurur duyamayan adeta kaybedilmiş nesillerimiz maalesef ziyan edilmiş durumdadır… Tarihine, milli kaynaklarına ve değerlerine sahip çıkmaktan uzak bırakılan nesiller geçmişte olup biten yanlış ve maksatlı her fiilin ve politikanın kurbanı olmak zorunda bırakılması aslında tarih, kültür ve medeniyetimize yapılan bir soykırım değil midir?

Zararın neresindeyiz? Ve nerede hata yaptık diyerek neresinden dönebilirsek o kadar kazançlı olacağımız açıktır. Yabancı politikaların tahakkümü altında belirlenen eğitim komisyonlarından hemen ve derhal uzaklaşmak zarureti vardır. Millî tarih ve kültürel değerlerimize uzanmak yolunda eski alfabelerimiz olan Göktürk ve Osmanlı alfabeleri, acilen mecburi ders olarak müfredat programlarında yerini alması gerektiğine inanıyoruz. Milli kütüphanelerimizde bulunan el yazması nice yüzbinlerce ciltleri bulan kitaplarımızı, mezar taşlarımız dahil her türlü eserlerde mevcut olan kitabelerimize bir turist edasıyla uzaktan bakıp geçen değil, bakarak gören okuyan ve anlayan nesillere ihtiyacımız vardır… Eğitimde ve öğretimde çağdaş medeniyete alfabe değiştirerek ulaşmak şart olsaydı başta Japonlar Çin ve Hintliler de aynı yolu izlemiş olacaklardı.

Arap harfleriyle oluşmuş kültür ve medeniyetimiz adeta büyük bir soykırıma maruz bırakılmıştır.

Latin harfleri elbette öğrenilmesi gerekli bir alfabe olabilirdi ancak binlerce yıl bizim düşünce fikir ve kültür mayamızla yoğrulan Arap harfleriyle oluşmuş bir kültür ve medeniyetimiz adeta büyük bir soy kırıma maruz bırakılmıştır. Bu vahim ve büyük bir hata olmuştur ve bu hatadan bir an önce dönüş yapmak erdemli bir tavır olacaktır. Osmanlı alfabesi ile oluşan en az 200 bin kelimelik kültürel birikimimiz, alfabe değişikliği sonrası bu sayının onda birine kadar düşmüş ve maalesef yeni nesillerimiz birkaç yüz kelimelik dar bir hafızaya mahkûm edilmiştir. Böylece sanat, edebiyat, bilim ve kültür dünyamız adeta iğdiş edilmiştir. Son yüz yılda bu alanda aziz milletimizin bağrından yetişen bize yakışır boyutta bilim, kültür, sanat ve edebiyat alanında dünya çapında bize yakışır sayıda ve kalitede eser sahibi şahsiyetleri maalesef yetiştirebilme imkânımız olamamıştır…

Şimdi Osmanlı alfabesi’ne dönerek kültürel genetik kodlarımıza ulaşmalıyız.

Türk Devletleri Teşkilatı bütün üye devletlerin dil ve alfabe birliğini hedeflemesi çok önemli bir adımdır. Ancak çoğunluğunun Kiril alfabe ’sine dönüşe icbar edilmesi ile zaten onlarda büyük bir kültürel soy kırıma maruz bırakılmıştır. Şimdi onlarla Osmanlı alfabesi ’ne dönerek kültürel genetik kodlarımıza ulaşmalıyız. Elbette Latin alfabesi de yanında öğretilmelidir ancak bilim, kültür ve tarih köklerimiz Arap alfabesi ile yoğrulan milli kaynaklarımızda saklı olduğunu kabul etmek zorundayız.

Türkiye yüzyılına girerken eğitim, bilim ve kültür dünyamızın muhtaç olduğu en asil ve önemli bir adımın bu yönde olacağına inanıyoruz…

Gelecek sayımızda “Aile” konulu Milli
Düşünce ’de buluşmak umuduyla….

Saygılarımızla,

Mustafa Şatıroğlu
Milli Düşünce Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni

Leave a Comment